Küçükken bizlere yürümekten ve konuşmaktan sonra öğretilen ilk şeydi belki de bisiklet sürmek… Düşe kalka, ittire kaktıra öğrendiğimiz; viteslisinden vitessizine kadar her türlüsünü deneyimlediğimiz bisikleti hepimiz yakından tanıyoruz aslında… Yokuş çıkarken ayaklarımızın kasıldığı, yokuş inerken fren balatalarının kokusunu aldığımız bisiklet çocukken hayatımızın vazgeçilmezleri arasındaydı ve belki de birçoğumuzun en büyük eğlencesiydi. Şimdi yeniden bisikletimize binip pedallarımızı geçmişe doğru çevirelim ve bisikletin tarihsel serüvenine doğru kısa bir yolculuğa çıkalım.

Bisikletin icadı hakkında farklı tarihlerde farklı kişiler tarafından icat edildiği konusunda çok sayıda söylenti var. Günümüz bisikletine en yakın tasarımın 1790’lı yıllarda yapıldığı ileri sürülmektedir. Bu ilk tasarımın tarih kitaplarında Fransız Comte De Sivrac tarafından yapıldığı ve adının ‘’celeripede’’ olduğu yazmaktadır. Bu tasarımda pedal yoktur ve sürücünün ayakla yürüyerek hareket ettirilmesi planlanmıştır. Selesi ve direksiyonu bulunmayan bu tasarım, ulaşım için epey zorlayıcı ve yorucu bir icat olmuştur.